Geleneksel ilaç geliştirme süreci, doğası gereği yüksek maliyetli ve oldukça zaman alıcı bir yolculuktur. Bir molekülün keşfinden raflara ulaşmasına kadar geçen on yılı aşkın süre, yapay zekanın (AI) sunduğu veri işleme kapasitesiyle artık kökten değişmektedir. Günümüzde derin öğrenme algoritmaları, milyonlarca kimyasal bileşiği dijital ortamda analiz ederek, hangi molekülün hangi hastalık üzerinde etkili olabileceğini daha laboratuvara girmeden öngörebilmektedir.
Bu teknolojik dönüşümün en büyük avantajlarından biri, 'hedefe yönelik' tedavilerin geliştirilmesidir. Yapay zeka, büyük veri analitiği sayesinde karmaşık biyolojik sistemleri modelleyerek, ilaçların yan etkilerini ve biyoyararlanım oranlarını yüksek doğrulukla tahmin edebilmektedir. Bu durum, klinik araştırma aşamasındaki başarısızlık oranlarını düşürürken, nadir hastalıklar gibi üzerine çalışma yapılması zor alanlarda bilim insanlarına yeni ve stratejik yollar sunmaktadır.
İLAFAR bünyesinde de yakından takip ettiğimiz bu inovatif yaklaşımlar, ilaç Ar-Ge çalışmalarında sadece hızı değil, aynı zamanda verimliliği ve güvenliği de standardize etmektedir. Bilim ve teknolojinin bu kusursuz uyumu, insan sağlığı için daha erişilebilir ve etkili çözümler üretmenin anahtarı olmaya devam edecektir.
Merkezimiz, ilaç geliştirme süreçlerinde dijital dönüşümü önceliklendirerek, yapay zeka destekli molekül tarama ve modelleme çalışmalarını aktif olarak sürdürmektedir. Amacımız, küresel standartlarda ilaç Ar-Ge projeleri geliştirerek ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artırmaktır.