Dünya genelinde tüm demans vakalarının yaklaşık %60-70'ini oluşturan Alzheimer hastalığı, bilişsel gerileme ve hafıza kaybı ile karakterize edilen ilerleyici bir nörodejeneratif durumdur. Hastalıkta nöronal dejenerasyon öncelikle beyindeki hipokampus ve serebral korteks bölgelerini etkileyerek yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürmektedir.
Artan yaşam beklentisi nedeniyle 2050 yılına kadar demansla yaşayan insan sayısının 150 milyona yaklaşacağı öngörülmektedir. Tedavi edici yöntemlerin kısıtlı olması, bilim dünyasını tıbbi bitkilerin nörofarmakolojik potansiyelini keşfetmeye yöneltmiştir. Özellikle flavonoidler ve fenolik bileşikler gibi fitokimyasallar, beyindeki amiloid plaklarının birikimi ve kronik nöroinflamasyon gibi patolojik süreçleri stabilize edebilme yeteneğine sahiptir.
- Ginkgo biloba (Mabet ağacı)
- Bacopa monnieri (Lütuf otu)
- Curcuma longa (Zerdeçal)
- Withania somnifera (Hint ginsengi)
- Rosmarinus officinalis (Biberiye)
Modern yaklaşım, Alzheimer hastalığını tek bir hedef üzerinden değil, çoklu patolojik mekanizmaları eş zamanlı modüle eden kombine stratejilerle ele almaktadır. Bu bağlamda Akdeniz diyeti, fiziksel aktivite ve kanıta dayalı bitkisel desteklerin entegre edildiği multidisipliner yaklaşımlar büyük önem kazanmaktadır.
Bitkisel ürünlerin "tamamlayıcı" nitelikte değerlendirilmesi, standart tedavilerin yerine kullanılmaması ve mutlaka bir hekim kontrolünde planlanması hayati önem taşımaktadır.