Prof. Dr. Ali Osman BELDÜZ'ün Üniversite İş Dünyası İş Birliği ve Sürdürülebilir İş Birliklerine Dair Deneyimi

Üniversite İş Dünyası İş Birliğine Katılım Süreci

Üniversite iş dünyası iş birliğini yalnızca belirli bir proje kapsamında akademik bilgi ve altyapının sanayiye aktarılması olarak değerlendirmemek gerekir. Asıl değerli olan, firma ile akademisyen arasında karşılıklı güvene dayalı, uzun soluklu ve sürdürülebilir bir iş birliği kurulmasıdır.

Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. ile gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri bu anlayışın güzel bir örneğidir. Firma ile ilk temaslarımızın ardından firmanın Ar-Ge ihtiyaçlarını ve çalışma alanlarını yakından tanıma fırsatı buldum. Zaman içerisinde kurulan iletişim sayesinde firmanın ihtiyaçlarını, üniversitemizin akademik bilgi birikimi ve araştırma altyapısı ile eşleştirme imkânımız arttı.

Benim için önemli olan noktalardan biri, proje tamamlandığında ilişkinin sona ermemesidir. Sanayi kuruluşlarının ihtiyaçları zaman içerisinde değişebiliyor; yeni teknolojiler, ürünler ve Ar-Ge problemleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle firma ile iletişimimizi proje bazlı değil, sürekli ve uzun vadeli bir iş birliği anlayışıyla sürdürmeye çalıştım.

Bu yaklaşım, zaman içerisinde farklı alanlarda yeni iş birliği fırsatlarının ortaya çıkmasını sağladı. Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. ile kurulan iş birliği tek bir projeyle sınırlı kalmadı; farklı TÜBİTAK destek mekanizmaları kapsamında yeni çalışmaların geliştirilmesine de zemin hazırladı.

Üniversite İş Dünyası İş Birliğinin Projelere Dönüşmesi

Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. ile yürüttüğümüz iş birliğinin önemli çıktılarından biri, TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı kapsamında gerçekleştirilen “Sterilizasyon Sistemleri İçin Yeni ve Hızlı Biyolojik İndikatörlerin Geliştirilmesi ve Bu Alana Yönelik Nitelikli Araştırmacıların Yetiştirilmesi” projesidir.

Projede Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. ile KTÜ’nün Biyoteknoloji, Biyoloji ve Moleküler Biyoloji ve Genetik alanlarındaki araştırmacıları bir araya gelerek proje kapsamında üç doktora öğrencisi yetiştirildi. Resmi olarak danışmanlığını yürüttüğüm öğrenci doktora eğitimini başarıyla tamamladı ve proje ortağı sanayi kuruluşunda istihdam edilerek çalışmalarını sektör içerisinde sürdürmeye devam etti.

Bu süreç üniversite iş dünyası iş birliğinin yalnızca bir Ar-Ge çıktısı üretmekten ibaret olmadığını gösterdi. Üniversitede üretilen bilginin nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine, bu insan kaynağının sanayide istihdam edilmesine ve geliştirilen teknolojilerin sektörün kullanımına sunulmasına katkı sağlaması uzun vadeli bir değer yaratmaktadır.

TÜBİTAK 2244 projesi kapsamında sterilizasyon süreçlerinin etkinliğinin izlenmesinde kullanılabilecek daha hızlı, güvenilir ve yerli biyolojik indikatörlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi. Proje sonucunda yerli ve yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlanırken akademik çıktılar da elde edildi.

İş birliğinin bir diğer önemli çıktısı ise TÜBİTAK TEYDEB 1501 Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı kapsamında gerçekleştirilen “Sentetik Biyoloji Yöntemleri Kullanılarak Enzim Sentezi Geliştirilmesi” projesidir.

Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. tarafından yürütülen bu projede akademik danışman olarak görev aldım. Proje kapsamında üretilmesi planlanan TaqDNA Polimeraz’ın üretimi başarıyla gerçekleştirildi ve proje ticarileşme aşamasına ulaştı.

Bu örnekleri üniversite iş dünyası iş birliğinde sürekliliğin önemini gösteren somut çıktılar olarak değerlendiriyorum. Aynı firma ile farklı zamanlarda ve farklı ihtiyaçlara yönelik olarak çeşitli destek mekanizmaları kapsamında çalışmalar yapılabilmesi, kurulan güven ilişkisinin ve sürdürülen iletişimin doğal bir sonucudur.

Üniversite İş Dünyası İş Birliği Sürecinin Bana Sağladığı Katkılar

Sanayi kuruluşlarıyla gerçekleştirdiğim çalışmalar, akademik araştırmalarımı yalnızca üniversite ve laboratuvar ortamındaki ihtiyaçlarla sınırlı değerlendirmememi sağladı. Sektörün gerçek problemlerini, ürün geliştirme süreçlerini ve Ar-Ge faaliyetlerinin ticarileşme aşamasındaki gereksinimleri doğrudan gözlemleme fırsatı buldum.

Özellikle Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. ile yürütülen çalışmalar, biyoteknoloji ve moleküler biyoloji alanındaki akademik bilgi birikiminin gerçek bir sanayi ihtiyacına nasıl dönüştürülebileceğini görmem açısından oldukça değerli oldu.

Bunun yanında, sanayi ile yürütülen projelerin lisansüstü öğrenciler açısından da önemli fırsatlar oluşturduğunu düşünüyorum. Öğrenciler yalnızca akademik araştırma yapmıyor; aynı zamanda sanayinin çalışma kültürünü, ürün geliştirme süreçlerini ve araştırma sonuçlarının uygulamaya aktarılmasını öğreniyorlar.

Bu nedenle üniversite iş dünyası iş birliğini hem akademik araştırmaların niteliğini artıran hem de öğrencilerimizin ve araştırmacılarımızın sektörel yetkinliklerini geliştiren önemli bir araç olarak görüyorum.

Proje Sürecinde KTÜ TTM'nin Sağladığı Katkılar

Üniversite iş dünyası iş birliği sürecinde KTÜ TTM'nin katkısını yalnızca proje başvurusunun hazırlanmasıyla sınırlı değerlendirmiyorum. Üniversite ile iş dünyası arasında kurulan iletişimin geliştirilmesi, akademik bilgi birikiminin sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturulması ve iş birliği fırsatlarının somut projelere dönüştürülmesi bu sürecin önemli aşamalarını oluşturuyor.
KTÜ TTM'nin üniversite iş dünyası iş birliği kapsamında sunduğu destekler, akademik çalışmaların sektörün ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmesine ve yeni iş birliği olanaklarının ortaya çıkmasına katkı sağlıyor. Proje fikrinin geliştirilmesi, uygun destek programlarının değerlendirilmesi ve başvuru sürecinin yürütülmesi gibi aşamalarda sağlanan yönlendirme, akademisyenlerin proje geliştirme süreçlerini daha sistematik biçimde yürütmelerine olanak tanıyor.

Akademisyenlerimize Öneriler

Akademisyenlerimize en önemli önerim, üniversite iş dünyası iş birliğini yalnızca “proje yapmak” şeklinde değerlendirmemeleridir.

Bir firma ile gerçekleştirilen ilk görüşme her zaman hemen bir projeye dönüşmeyebilir. Ancak doğru iletişim kurulduğunda ve iş birliğinin sürdürüldüğünde ilerleyen dönemlerde farklı iş birliği fırsatları ortaya çıkabilir.

Bu nedenle akademisyenlerin sanayi kuruluşlarıyla temas kurmaktan ve sektörün problemlerini dinlemekten çekinmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Firmanın bugün çözmek istediği problem ile birkaç yıl sonra ihtiyaç duyacağı teknoloji aynı olmayabilir. Önemli olan, iletişim kanalını açık tutmak ve karşılıklı güveni sürdürebilmektir.

Eryiğit Tıbbi Cihazlar A.Ş. ile gerçekleştirdiğim çalışmalar bunun somut bir örneğidir. Sürdürülen iletişim ve iş birliği sayesinde farklı destek programları kapsamında çalışmalar gerçekleştirdik; TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı ile nitelikli araştırmacı yetiştirilmesine, 1501 Sanayi Ar-Ge Projesi ile ise bir Ar-Ge çıktısının ticarileşme sürecine katkı sağladık.

Dolayısıyla üniversite iş dünyası iş birliğinde benim için en önemli unsur, tek bir projeyi başarıyla tamamlamaktan ziyade, proje sonrasında da iletişimi ve güven ilişkisini sürdürebilmektir.

Bu süreçlerde Teknoloji Transfer Ofislerinin akademisyen ile firma arasında köprü oluşturması, uygun destek programlarının belirlenmesi ve iş birliği fırsatlarının geliştirilmesi de önemli bir rol üstlenmektedir. Akademik bilgi ile sanayinin ihtiyaçlarının doğru şekilde eşleştirilmesi, iş birliklerinin sürdürülebilirliğini önemli ölçüde artırmaktadır.

Üniversite iş dünyası iş birliklerinin yalnızca bugünün problemlerini çözmekle kalmayıp gelecekte ortaya çıkabilecek yeni projelerin, teknolojilerin ve nitelikli insan kaynağının da temelini oluşturacağına inanıyorum.

23 Ekim 2026

Erişilebilirlik

Az Gören
Disleksi
DEHB
Epilepsi
Renk Körlüğü
Katarakt
Yaşlı Dostu
Motor Bozukluk

Dil Seçenekleri

Türkçe
English
العربية
Русский
Deutsch
Français
Español
Português

Renk Körlüğü Filtreleri

Kırmızı-Yeşil
Yeşil-Kırmızı
Mavi-Sarı
Yüksek Kontrast

Arka Plan ve Kontrast

Koyu Mod
Mavi Işık
Gri Tonlama
Resim Gizle

Yazı ve Metin

Küçült (-)
Normal (A)
Büyüt (+)
Disleksi Font
Metin Boşluğu
Satır Aralığı
Sola Yasla

Okuma Araçları

Sesli Oku (Tıkla)
Okuma Şeridi
Başlık Vurgusu
Büyük İmleç