|
|
|
Eserin
Oğuz Hanın Torunlarının Adlarının Manası ve Damgalan ve Kuşlarının Zikri
adlı bölümde Oğuzun yirmi dört torununun
adları, adlarının anlamları, damgaları
ve kuşları belirtilmiştir. Bu kaynakta Çepni,
Oğuzun on altıncı torunu olarak gösterilmiş,
Çepninin anlamının cesur, kuşunun
devlet kuşu (hümay) olduğu belirtildikten sonra,
damgasının şekli verilmiştir.
On yedinci yüzyılda Katip Çelebi,
Cihannûma adlı coğrafya kitabında Çepnilerden
söz ederken dillerinin Türkçe-Farsça karışık
bir şey olduğunu söyler.
Gyula Nemeth Çepni adının Kırgızca
çep (=kalkan) ve Türkçe çeper (=duvar, çit,
parmaklık) kelimeleriyle ilgili olduğunu ileri sürmüştür.
Ona göre Çepni adı kök bakımından
koruyucu (birlik) ve özellikle sınır
koruyucu (birlik) anlamına gelmektedir. Çepni adındaki
-ni eki Beçenek-Beçene-beçe adlarında gördüğümüz
-ne, -na, -ne, -ni, -nu, -nü ekiyle birleştirilebilir. Aynı
eke Çağatayca tuzni (= buzağı) kelimesinde de rastlanmaktadır.
Kafesoğlu da Eski Türk boylarının
adları boyun siyasi ve sosyal hususiyetlerini meydana koymaktadır.
dedikten sonra Çepniyi, askeri teşkilat ve unvanlarla
ilgili olan Çor, Yula, Kapan, Külbey, Yabuka, Yeney, Taryan,
Iğdir, Buka, Tarduş vb. isimlerle birlikte bu gruba dahil
etmekte ve Çepni adının askeri ve siyasi özellik
taşıdığını belirtmektedir.
Geybullaev de Azerbaycanın Şamaha bölgesinde Çepni
kelimesiyle bağlantılı 17 yer adı bulunduğu
bildiriyor. Bunlardan Çepli, Cabani, Çapni şeklinde
olanlar Zangezur ve Kuba bölgelerindedir. Kazak şehrinin Daşsalahlı
Bölgesinde Çepli adlı bir yer bulunmaktadır.
Soltanşah Ataniyazov, Şecere adlı eserinde
Kaşgarlı, Reşidededin, Yazıcıoğlu
ve Ebülgaziden, bizim de yukarıya aldığımız
bilgileri aktardıktan ve bunlara Salar Babanın görüşlerini
ekledikten sonra Çepni kelimesinin etimolojisi üzerinde durur
ve bu bilim adamlarının güzel fikirlerini inkâr
etmediğini, ama, Çepni adının eski Türk
sözü olan ve küçük grup, sürü
anlamındaki çep, çöp
sözünden türediğini de bilmemiz gerektiğini söyler.
Daha sonra Çepnilerin tarihi hakkında kısaca bilgi
vererek, Selçuklular döneminde (ll.yy.) bunların büyük
bir bölümünün İrana, Türkiyeye
Kafkasyaya ve Iraka geçtiklerini Türkmenistanda
Alili, Ata. Göklen,
Hatap ve Hıdırili boylarıyla Çepbe, Çovdur
ve Ersarıların Çepek,
|
 |
Burkazların Çepbece
diyen aşiretlerinin kadim Cepnilerle aynı kökten gelmelerinin
mümkün olduğunu belirtir.
Çepnilerin
Anadoluya Yerleşmeleri
Buraya kadar verilen bilgiler bize Çepni
boyunun, XII. Yüzyıldan bu yana Anodolu, İran, Azarbeycan
ve Mısır’ı içine alan çok geniş
bir coğrafyada tanındığını göstermektedir.
Daha önce de belirtildiği gibi, Çepnilerin Anadoluya
ne zaman geldikleri, nerelere ve nasıl yerleştikleri hakkında
yeterli bilgiye henüz sahip olamamakla birlikte, Faruk Sümerin,
ulaşabildiğimiz diğer araştırmacılar
tarafından da kabul gören Türkiye tarihinin yerli
kaynaklarında adı ilk önce ortaya atılan Oğuz
boyu muhtemelen Çepnilerdir şeklindeki görüşü
Anadoluya ayak basan ilk Türk boyu veya ilk boylardan birisinin
de Çepniler olduğunu ortaya koymaktadır.
Çepnilerin Anadoludaki varlığını
incelmeye başladığımızda karşımıza
çıkan ilk isim Hacı Bektaş Veli oldu. XIII.
yüzyılda yaşayan Hacı Bektaş Velinin
hayatını anlatan ve XV. yüzyılın son
çeyreğinde kaleme alınan Menâkıb-ı
Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli adlı eserden
Hacı Bektaş Velinin Suluca Karahöyükteki
ilk müridlerinin Çepniler olduğu anlaşılmaktadır: “Hacı
Bektaş, Kırşehire, Suluca Karahöyüke
(bugünkü Hacı Bektaş İlçesi) gelir.
Burada, Çepni boyundan bir oymak oturmaktadır. Uluları
Yunus Mukridir. Yunus Mukri okumuş yazmış bir
insan olup, dört oğlu vardır: İbrahim, Süleyman,
İdris ve Saru. İdris ile Saru da okumuşlardır.
İdrisin karısı, Bektaşiler tarafından
sonradan kutlu sayılacak olan, Kadıncık Ana-Kutlu
Melektir. Kadıncık Ananın çocuğu
olmamaktadır. Bir gün rüyasında, on dört
dolunay koynuna girer. İdris Hoca, bunun çocuğu olacağı
manasına geldiğini müjdeler. Daha sonra Bektaş Veli
çıkagelir. Kadıncık Ana’yı evlat
edinir. Onun duası sayesinde ve burun kanı kerametiyle.
Kutlu Meleğin çocuğu olur. Doğan çocuğun adı, Timurtaş veya Seyyid Ali Sultandır.
Kuvvetli bir ihtimalle Bektaşi Çelebileri de bu Kadıncık
Ana ile İdris Hocadan gelmişlerdir.
|
|
|