Türkiye Oğuz Türkleri, Anadolu, Osmanlı (Greko Romen ve İslam kültürünün devamı) ve Osmanlının batılılaşmasıyla başlayıp günümüzde de devam eden gelenekler ve batı kültürünün çeşitli unsurlarının harmanlandığı farklı bir kültüre sahiptir. Bu karışım Türklerin kendi kültürleriyle Orta Asya’dan Batı’ya olan göç güzergâhındaki halkların kültürleriyle buluşmasının bir sonucudur. Türkiye din temelli Osmanlı İmparatorluğundan modern ve milli devlete geçişi din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak başarmıştır. Sanatsal ifade metotlarındaki ilerlemede devam etmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında hükümet mimari, tiyatro ve müzeler gibi güzel sanatlara büyük miktarda kaynak ayırmıştır. Modern Türk kimliğinin tanımında önemli rol oynayan farklı tarihi sebepler yüzünden, Türk kültürü geleneksel, dini ve tarihi değerleri içinde barındıran modern ve batılı olma çabalarının bir sonucudur.

Türk müziği ve edebiyatı kültürel etkilerin ürünü olan büyük eserler vermiştir. Avrupa ile İslam dünyası ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki etkileşimin bir sonucu olarak Türkiye de gözde olan ‘hip hop’ tan arabeske pek çok müzik türü vardır, ve bunun sonucu olarak Orta Asya, İslam ve Avrupa geleneklerinin harmanlandığı modern Türk müziği ortaya çıkmıştır. Türk edebiyatı Osmanlı döneminde Arap ve Fars edebiyatının etkisinde oldukça fazla kalmıştır. İmparatorluğun sonuna doğru Türk ve batı edebi geleneklerinin etkisi artarak hissedilmeye başlamıştır. Bu kültürel karışım ‘birbirleriyle etkileşen kültürler ve yeni semboller çatışması’ şeklinde 2006 Nobel edebiyat ödülünü alan Orhan Pamuk'un eserinde görülmektedir.

Türkiye’de bulunan mimari unsurlar yüzyıllar boyunca bölgeyi etkileyen geleneksel karışımın yegâne tanıklarıdır. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bulunan geleneksel Bizans unsurlarına ilaveten yerel ve İslami geleneğin mükemmel birlikteliğini yansıtan son dönem Osmanlı mimarisine ait eserler Osmanlı İmparatorluğunun önceki sınırları dahilinde olduğu kadar bugünkü sınırlarımız içerisinde de mevcuttur.

18. yüzyıldan bu yana Türk mimarisi batı tarzından gittikçe daha fazla etkilenmektedir ve bu özellik Mavi Camii ve Dolmabahçe sarayı gibi sayısız modern gökdelenlerle yan yana dizilen binaların bulunduğu İstanbul'da görülmektedir. Bunların tümü farklı gelenekleri temsil etmektedir.

Türkiye' deki en önemli spor futboldur. Türkiye’nin en önde gelen takımları Galatasaray, Trabzonspor, Beşiktaş ve Fenerbahçe'dir. Galatasaray 2000 yılında UEFA kupasını ve UEFA süper kupasını kazanarak Avrupa’nın önde gelen klüplerinden biri olan rolünü pekiştirmiştir. İki yıl sonra Türk Milli takımı, 2002 de Japonya ve Güney Kore' de yapılan dünya kupası finallerini 3. olarak tamamlamıştır. Basketbol, voleybol, motor sporları gibi diğer (Formula 1 yarışları da dahil) dallarda son günlerde popüler olmuştur. Erkek milli basketbol takımı 2001 Avrupa Basket Şampiyonasında ikinci olmuştur. Ayrıca Efes Pilsen 1996' da Koraç Kupasını kazanmış, 1993 de Avrupa kupasında ikinci olmuştur. Ayrıca 2000 ve 2001 yıllarında Euro lig ve Süper ligde finalde dördüncülüğe kadar yükselmişlerdir. Eczacıbaşı ve Vakıfbank Güneş Sigorta gibi bayan voleybol takımları sayısız Avrupa şampiyonlukları ve madalyaları kazanmışlardır. Sörf, kayak, paraşüt ve diğer uç sporlar gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Geleneksel milli Türk sporu Osmanlı’dan beri Yağlı Güreştir. FILA tarafından idare edilen serbest ve grekoromen gibi uluslar arası güreş tarzları da yaygındır. Bu alanlarda da Türk güreşçileri hem kişisel hem de takım olarak Avrupa ve dünya şampiyonlukları kazanmışlardır. Türklerin uluslararası alanda başarılı olduğu bir diğer sporda halterdir: Türk haltercileri hem erkek hem de bayanlarda Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonalarında sayısız rekorlar kırmışlar ve madalyalar kazanmışlardır. Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu olimpiyatlarda üç kez altın madalya alarak efsanevi sporcular arasına girmişlerdir.

Son Güncelleme : 10-03-2014